Türkiye’de çok nadir görülen uygulamalardan biri olan il sınırlarının değişmesinin günlük hayata ve yatırımlara etkisini değerlendiren İMPOMES Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Müberra Oflaz, bölgenin kaderini değiştirebilecek böyle bir uygulamanın her zaman imar hakkı anlamına gelmeyeceği uyarısında bulundu.
Türkiye son yıllarda fazla rastlanmayan bir uygulamaya imza attı. İki il arasındaki idari sınırı değiştirdi. Uzmanlara göre, bir ilçenin başka bir ile bağlanması ya da il sınırlarının yeniden belirlenmesi hem bölgede yaşayanların hem de gayrimenkul yatırımcılarının kaderini etkileyebilir. Özellikle de gayrimenkul piyasasının bu tür söylenti ve kararlarda temkinli hareket etmesi gerekiyor. Yatırımcılar adına Türkiye’nin her noktasında mülk takibi yapan İMPOMES’in Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Müberra Oflaz il sınırlarının değişmesinin sadece haritada bir çizgi değişikliği olmadığını belirterek, önemli uyarılarda bulundu.
Muş ile Bitlis arasındaki idari sınır hattı, Cumhurbaşkanlığı kararıyla yeniden belirlendi. Bitlis’in Güroymak ilçesine bağlı Günkırı Belediyesi ile Muş’un Hasköy ilçesine bağlı Büvetli Köyü arasındaki sınırın yeniden tespit edilmesi, ilk bakışta teknik bir düzenleme gibi görünse de uzmanlara göre bu tür kararlar, insanların günlük yaşamından yatırım tercihlerine kadar uzanan geniş bir etki alanı yaratıyor.
İmpomes Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Kent ve Bölge Plancısı Dr. Müberra Oflaz, iller arası idari sınır değişikliklerinin Türkiye’de oldukça nadir görülen uygulamalar olduğuna dikkat çekerek, söz konusu düzenlemenin uzun süredir devam eden idari belirsizliği ortadan kaldırmayı amaçladığını söyledi. Bir il sınırını değiştirmenin yalnızca haritadaki çizgiyi yeniden çizmek olmadığını belirten Dr. Oflaz bu tür uygulamaların tapu kayıtlarından kadastro haritalarına, seçim çevrelerinden nüfus istatistiklerine, kamu hizmetlerinin organizasyonundan idari yetki alanlarına kadar birçok başlığı etkilediğini, bu nedenle il sınırlarının genellikle ancak teknik zorunluluklar ortaya çıktığında yeniden düzenlendiğini söyledi.
Kimlikten Hizmete Uzanan Değişim
Dr. Oflaz’a göre bir ilçenin başka bir ile bağlanması ya da il sınırlarının yeniden belirlenmesi, o bölgede yaşayanların aidiyet duygusunu da etkileyebiliyor, ulaşım ve yaşam kalitesi üzerinde etkili oluyor…
“Yıllardır kendisini belirli bir ilin parçası olarak gören insanlar için bu durum sadece bürokratik bir değişiklik değildir” diyen Oflaz, plaka kodlarından resmi kurum bağlantılarına, eğitim ve sağlık hizmetlerinin merkezinden günlük iş akışlarına kadar pek çok unsurun değişebileceğini ifade etti.
Bazı vatandaşların, “Zaten alışverişimizi, hastanemizi ve işimizi bu ilde görüyoruz; buraya bağlanmak mantıklı” yaklaşımı sergileyebildiğini belirten Dr. Oflaz, bazı bölgelerde ise “Tarihsel bağlarımız kopuyor” yönünde itirazların yükselebildiğini söyledi. Dr. Oflaz, mevcut il merkezine iki saat uzaklıkta bulunan bir yerleşimin komşu il merkezine yalnızca yarım saat mesafede olması halinde yeni idari yapının vatandaşlar açısından önemli kolaylıklar sağlayabileceğini kaydetti.
Bölgenin Kaderini Değiştirebilir
Yeni bağlı olunan ilin yatırım öncelikleri, bütçe dağılımı ve altyapı planlarının da bölgenin gelişim seyrini etkileyebileceğini ifade eden Dr. Oflaz, yıllardır bekleyen bazı yatırımların hız kazanabileceğini söyledi.
Ancak uzmanlara göre sınır değişikliklerinin en hızlı yansıdığı alanlardan biri gayrimenkul piyasası.
Kent ve Bölge Plancısı Dr. Oflaz, gayrimenkul piyasasının bu tür değişimleri çoğu zaman gerçekleşmeden fiyatlamaya başladığını belirterek “Özellikle büyükşehirlere bağlanan bölgelerde, ekonomik olarak daha güçlü illere geçen ilçelerde veya ulaşım avantajı kazanan alanlarda arsa ve konut fiyatlarında artış görülebiliyor. Yatırımcı gözünde risk algısının azalması talebi artırabiliyor” diye konuştu.
Hangi Emlak Türleri Hareketlenir?
Yeni sınırlarla birlikte tarım arazilerinin değer kazanabileceğini, yeni konut alanlarının gündeme gelebileceğini, ticaret aksları ve organize sanayi bölgelerinin genişleyebileceğini belirten Dr. Oflaz, yatırımcıları ise beklenti yönetimi konusunda uyardı.
“Sınır değişikliği tek başına imar hakkı anlamına gelmez” diyen Dr. Müberra Oflaz, Türkiye’de çoğu zaman beklentilerin gerçek değişimin önüne geçtiğini ifade ederek, yatırım kararlarının söylentilere göre değil; nüfus projeksiyonları, ulaşım yatırımları ve onaylı plan kararları dikkate alınarak verilmesi gerektiğini söyledi.
Herkes Kazanmayabilir
Sınır değişikliklerinden sadece konut piyasasının etkilenmediğini belirten İMPOMES Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Oflaz, akaryakıt istasyonları, depo ve lojistik alanları, küçük sanayi siteleri ile perakende ticaret alanlarının da yeni ekonomik akışlardan olumlu etkilenebileceğini ifade etti.
Ancak bu sürecin her bölge için kazanç anlamına gelmediğinin altını çizen Dr. Oflaz, “Eğer bir il nüfus kaybeder, ticaret hacmi düşer ya da kamu yatırımlarının bir bölümünü kaybederse, bazı bölgelerde gayrimenkul değerleri durağanlaşabilir. İl sınırlarının yeniden çizilmesi yeni fırsatlar yaratabileceği gibi yeni kırılganlıklar da oluşturabilir” değerlendirmesinde bulundu.