Küresel piyasalarda şok etkisi yaratan ABD–İran savaşı, gayrimenkul sektöründe dengeleri kökten değiştiriyor. Senes Yapı CEO’su Coşkun George Alis, savaşın en sert etkisinin Dubai gayrimenkul piyasasında görüldüğünü belirtti.
“Dubai’nin güvenli liman algısı çöktü”
Coşkun George Alis, Dubai’nin bugüne kadar yatırımcıya sunduğu en büyük değerin “istikrar ve güven algısı” olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Dubai, yıllardır jeopolitik risklerin dışında konumlanan bir yatırım merkezi olarak pazarlanıyordu. Ancak ABD–İran savaşı, bu algıyı temelden sarstı. Yatırımcı davranışı güvene bağlıdır; güven zedelendiğinde sermaye çok hızlı yön değiştirir.”
Son veriler, bu kırılmayı net biçimde ortaya koyuyor. Savaşın başlamasının ardından Dubai’de konut satışlarının bir ay içinde %25 ila %30,5 arasında gerilediği görülüyor.
Aynı dönemde işlem hacimlerinde ve gayrimenkul endeksinde de ciddi düşüşler yaşandı.
Talep daralması ve “bekle-gör” dönemi
Dubai piyasasının şu anda klasik bir kriz refleksi verdiğini belirten Alis, “Uluslararası yatırımcılar ‘bekle-gör’ moduna geçmiş durumda. Bu durum, likiditenin hızlı şekilde geri çekilmesi anlamına geliyor. Petrol fiyatlarındaki ani yükseliş, merkez bankalarının enflasyonla mücadelesini zorlaştırırken; satış adetlerinde düşüş, projelerde yavaşlama ve fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşması bekleniyor.” dedi.
Savaşın bölge ekonomileri üzerindeki etkisi yalnızca gayrimenkulle sınırlı değil. Enerji, lojistik, turizm ve finans sektörlerinde yaşanan yavaşlama, Dubai’nin bütünsel ekonomik modelini baskı altına alıyor.
“Dubai bu savaşın en büyük kaybedeni olabilir”
Coşkun George Alis, mevcut tabloyu şu sözlerle özetledi:
“Bu savaşın kazananı kısa vadede yok; ancak kaybedenler netleşmeye başladı. Dubai, yüksek dış yatırım bağımlılığı ve güven algısına dayalı modeli nedeniyle en kırılgan pazarlardan biri. Bu nedenle savaşın en büyük kaybedeni olma riski taşıyor.”
Türkiye için stratejik fırsat
Aynı süreçte Türkiye’nin stratejik konumuyla enerji ve alternatif yatırım merkezi olarak öne çıkabileceğini belirten Alis, “Yatırımcılar belirsizlik dönemlerinde coğrafi ve ekonomik denge arar. Türkiye; üretim gücü, iç pazar büyüklüğü ve bölgesel erişimiyle bu sermaye hareketinden pay alabilecek ülkeler arasında yer alıyor.” dedi.
Senes Yapı, değişen küresel dengelere paralel olarak faaliyetlerini şekillendirerek yatırımcılarına uzun vadeli ve güvenli projeler sunmayı sürdürdüğünü açıkladı. Türkiye’nin stratejik köprü konumu ise ülkeyi bu süreçte pozitif ayrıştırıyor.
Yeni dönemin şifresi: güven, likidite ve sürdürülebilirlik
Önümüzdeki dönemde gayrimenkul sektöründe “güvenli ülke algısı”, “likiditeye erişim” ve “uzun vadeli sürdürülebilir projeler”in belirleyici üç temel unsur olacağını vurgulan Alis, artık sadece proje üretmenin yeterli olmadığını, yatırımcıya güven veren, krizlere dayanıklı ve sürdürülebilir modeller geliştiren ülkelerin ve şirketlerin öne çıkacağını belirtti.
Senes Yapı, değişen küresel dengeler doğrultusunda faaliyetlerini şekillendirdiğini, yatırımcılarına uzun vadeli ve güvenli projeler sunmaya devam edeceğini açıkladı.